01. SaaS yerelleştirme, belge tercümesinden neden farklı işler?
Belge tercümesinde tek seferlik bir çıktı vardır: belge çevrilir, gerekirse onaylanır, teslim edilir. SaaS yerelleştirme ise yaşayan bir ürünle çalışır. Her sprint yeni metin getirir, mevcut metin değişir, eski string'ler ölmeden kalır. Buradaki iş kelime çevirmek kadar bağlamı korumak, sürümleri yönetmek ve ürünün davranışını bozmamaktır.
Çıkışında sözlük değil, kullanılabilir bir build vardır. Yani placeholder'lar (`{user_name}`, `%d`, `{{count}}`) yerinde kalmalı, çoğul yapılar hedef dile göre kurulmalı, tarih ve sayı biçimi yerelleştirilmeli, RTL diller için yön kontrolü yapılmalıdır. Arapça yerelleştirmede yalnızca metin değil, hizalama da değişir; Almancada arayüz genişler, taşma riski doğar.
Bu yüzden ekip de farklıdır: bir çevirmen tek başına yetmez. Hedef dilde uzman çevirmen, kaynak dilde editör, ürün bağlamını bilen LQA testçisi ve dosya/sürüm akışını taşıyan proje yöneticisi birlikte çalışır. Onay zinciri (noter, apostil) bu sayfada hiç geçmez; bu hizmet teknik bir entegrasyon hizmetidir.
02. Projenin başlangıcından canlıya kadar nasıl ilerliyoruz?
İlk adım kaynak dosyaları görmek. Bir repo erişimi, bir export ya da örnek dosya seti — hangisi mümkünse. Bu aşamada string sayısı, mevcut TM/glossary, hedef diller ve sürüm tempo bilgisi netleşir. "Kelime sayısı kaç?" sorusuna cevap genellikle bu noktada çıkar; çünkü ham JSON içindeki yorum ve tekrar eden anahtarlar çevrilen kelimeden farklıdır.
Ardından terminoloji ve stil rehberi kurulur. Marka adı, ürün özelliği adları, tone of voice notları, dokunulmayacak string'ler — hepsi tek bir glossary'de toplanır. Çeviri buradan başlar ve translation memory eş zamanlı büyür. İkinci sürümde aynı dize tekrar geldiğinde TM eşleşmesi otomatik gelir; siz aynı içerik için ikinci kez ücret ödemezsiniz.
Çeviri bittiğinde iş tamamlanmış sayılmaz. In-context review aşamasında çevirmen, string'i kendi ekranında değil ürünün kendi içinde görür. Butona sığıyor mu, modal taşıyor mu, hata mesajı doğru bağlamda mı çıkıyor? LQA tester staging ortamında ya da paylaştığınız screenshot setinde her ekranı kontrol eder. Düzeltmeler kaynak dosyaya geri yazılır, build alınır, teslim edilir.
03. Hangi dosya formatlarıyla doğrudan çalışıyoruz?
Format seçimi dosyayı parçalamadan çalışabilmek demektir. Standart formatları, geliştirici müdahalesine gerek kalmadan kabul ediyoruz:
- Web/SaaS: JSON (i18next, react-intl, vue-i18n), YAML, gettext `.po`/`.pot`, XLIFF 1.2 ve 2.0, CSV/TSV anahtar-değer
- iOS: `Localizable.strings`, `.stringsdict` (çoğul kuralları dahil), `.xliff` Xcode export
- Android: `strings.xml`, `plurals` ve `string-array` yapıları korunarak
- E-ticaret: Shopify locale JSON, WooCommerce `.po`, Magento CSV, PrestaShop XLIFF
- CMS: WordPress (WPML/Polylang XLIFF export), Drupal, Contentful JSON export
- Dokümantasyon: Markdown (.md, .mdx), reStructuredText, AsciiDoc, HTML
- Tasarım: Figma plugin üzerinden string export, sketch JSON
Format dışında kalan özel yapılarda (örneğin kendi key/value şemanız) bir örnek dosya yeterli; çoğu durumda parser tarafında küçük bir uyarlama yapar, sonra normal akışa alırız. Placeholder ve HTML tag'leri otomatik kilitlenir; çevirmen yanlışlıkla `<strong>` etiketini silemez.
04. Terminoloji, çeviri belleği ve TMS tarafında nasıl çalışıyoruz?
TMS konusunda iki yolumuz var. Birincisi: kendi sisteminiz varsa (Crowdin, Lokalise, Phrase, Transifex, Smartling, Weblate) oraya çevirmen olarak dahil oluruz, dosya yapısını siz yönetirsiniz. İkincisi: bizim altyapımızla çalışmak istersiniz, kaynak dosyaları biz alır, çeviri belleği ve glossary'yi biz tutarız, çıktıyı sizin formatınızda teslim ederiz. Pilot projelerde çoğunlukla ikinci yol daha hızlı başlar.
Translation memory neden önemli: ikinci sürümde "Save changes" dizesi tekrar geldiğinde aynı çeviri otomatik gelir, tutarlılık korunur, ücret tekrar çıkmaz. Glossary ise marka kararlarını saklar: "Workspace" Türkçeye "çalışma alanı" mı, "workspace" olarak mı geçecek? "Dashboard" çevriliyor mu? Bunlar bir kez kararlaştırılır ve tüm dillerde tutarlı uygulanır.
Style guide tarafında ton, hitap (siz/sen), büyük-küçük harf kuralları, noktalama tercihleri, hata mesajı tonu gibi kararlar yazılır. Marka rehberiniz varsa onu temel alırız; yoksa ilk sprint sonunda birlikte oluştururuz.
05. Ücretlendirme nasıl çıkıyor ve neye göre değişiyor?
Yerelleştirmede kelime başı tek bir rakam vermek, gerçeği yansıtmaz. Bir SaaS projesinde fiyatı oluşturan parçalar şunlar: çevrilecek net kelime sayısı (TM eşleşmeleri düşülmüş haliyle), hedef dil sayısı ve diller arasındaki nadirlik, terminoloji çalışmasının kapsamı, in-context review ve LQA dahil mi, dosya formatı standart mı yoksa özel parser mı gerekiyor, tempo (acil sürüm mü, planlı mı).
Standart bir kurguda teklif üç kalemden oluşur: çeviri (kelime × dil), QA/LQA (saat veya sabit paket), proje yönetimi (aylık plana dahil ya da saatlik). Pilot projelerde tek dil + sınırlı string ile sabit bir paket fiyat veriyoruz; bu, akışı görmenin en hızlı yolu. Sonrasında ölçek büyüdükçe retainer modeline geçmek genellikle daha öngörülebilir oluyor.
Ücret bilgisi belge incelendikten — yani kaynak dosya seti görüldükten — sonra netleşir. Repo erişimi paylaşmak zorunda değilsiniz; örnek bir export bile çoğu zaman yeterli.
06. En sık yerelleştirme yaptığımız diller
60 dilde destek veriyoruz, ancak SaaS tarafında belirli bir küme tekrar ediyor. Türkçe kaynaktan en çok yerelleştirilen diller: İngilizce (US ve UK ayrımı dahil), Almanca, Fransızca, İspanyolca (İspanya ve Latin Amerika varyantları), İtalyanca, Hollandaca, Portekizce (Avrupa ve Brezilya). Doğu Avrupa tarafında Rusça, Ukraynaca, Lehçe, Romence, Bulgarca; Orta Doğu ve Asya'da Arapça (MSA ve Körfez varyantı), Farsça, İbranice, Çince (Basitleştirilmiş ve Geleneksel), Japonca, Korece.
İngilizceden Türkçeye yön de yoğun çalıştığımız bir akış — özellikle uluslararası SaaS ürünlerinin Türkiye pazarına açılışında. Bu durumda marka tonu, hitap tercihi ve teknik terim kararları ("feature" → "özellik" mi "feature" mi) ilk sprint'in en kritik konusu oluyor.
Pilot için tek dilde başlayıp süreci ve çıktıyı gördükten sonra diğer dillere geçmek mümkün; çoğu müşteri bu yolu tercih ediyor.